Denizli’nin Adım Adım Yolları ve Birtakım Gezi Notları : Denizli ve Pamukkale Rehberi


Denizli’ye gitmeye karar vermem aslında garip bir şekilde aşırı hızlı oldu. Babamla bir roadtrip yapmaya karar verdikten hemen sonra rotamızı çizmeye başladım ve İstanbul’dan, Denizli-Pamukkale civarını gezerek seyahatimize başlamak üzere yola çıktık. Öncelikli soru şu olmalı, bir insan niye Denizli’ye gider? Asdfjkdsj bilmiyorum aslında, Pamukkale ve Hierapolis Antik Kenti dışında Denizli’nin pek de bi numarası yok aslında ama yabancı turistler kilometrelerce öteden sırf bizim travertenleri görmeye geliyorlarsa biz bu kadar yakındayken gidip görmemek de sanki biraz ayıp, ne dersiniz? Bildiğiniz gibi Denizli’nin horozu meşhur, bu yüzden şehrin her yerinde bir sürü horoz heykeli veya işte horozlu herhangi bi şey görmek mümkün. Şimdi gelin Denizli’ye nasıl gideriz neler yaparız nerede konaklarız nerede yeriz bi bakalım :

Denizli’ye Nasıl Gidilir?

Denizli’ye arabayla, otobüsle veya uçakla ulaşım sağlamak mümkün. Biz Osmangazi Köprüsü’nden arabayla bol bol oyalanarak ve 4-5 kez durarak 8 saatte vardık. Zaten artık navigasyon olayı çok geliştiği için yolunuzu bulmak çok çok kolay. Eğer uçakla gitmek isterseniz Denizli Çardak Havalimanı’na bilet almanız gerekiyor. Havalimanı şehrin 1 saat uzağında ama şehir merkezine giden servisler bulunuyor. Şehir merkezine giden servislerin ücreti 25 TL ama eğer Denizli’ye değil Pamukkale’ye gidecekseniz 35 TL ödemeniz gerekiyor. Pamukkale ve Denizli şehir merkezi arasında yaklaşık 20 kilometre var, eğer hem Denizli’de vakit geçirip hem Pamukkale’yi görmek isterseniz Denizli merkezinde bulunan otogardan Pamukkale’ye giden minibüsler bulunuyor. Bildiğim kadarıyla 10 TL civarında da bir ücretleri var. Ulaşımınızı otobüsle sağlamak isterseniz, otobüs terminali direkt şehir merkezinde bulunuyor.

Denizli İçinde Ulaşım Nasıl Sağlanır?

Denizli’de ulaşım oldukça rahat, her semte gidebileceğiniz bir otobüs veya minibüs bulabiliyorsunuz rahatlıkla. Otobüs ve minibüs güzergahları için burayı inceleyebilirsiniz. Ana caddelerde bulunan bayiler üzerinden alabiliceğiniz Denizlikart ile ulaşımınızı daha uyguna getirebilirsiniz veya işte birkaç seferlik biniş hakkı tanıyan kartlardan alabilirsiniz. Şehirde metro ve tramvay hattı yok ve toplu taşıma sabah 06.00’da başlayıp 00.00’da bitiyor. Hangi toplu taşıma aracını kullanarak gitmek istediğiniz yere gidebileceğinizi bilmiyorsanız, ben Moovit App kullanıyorum. Daha önce yurtdışındayken kullanmıştım fakat Bursa’da da inanılmaz işime yaradı. Olduğunuz konumu ve gitmek istediğiniz konumu seçerseniz bütün detaylarıyla nasıl gideceğinizi, ne kadar süreceğini ve aktarmalar arası ne kadar yürümenizin gerekeceğini bütün detaylarıyla görüyorsunuz.

Denizli’ye Ne Zaman Gidilir ve Kaç Gün Kalınır?

Denizli’ye ne zaman gidilir sorusundan önce ne zaman GİDİLMEZ sorusunu cevaplamak istiyorum. Arkadaşlar Denizli’ye yazın gidilmez. Gerçekten. Çünkü Denizli’ye geldiyseniz ve Pamukkale, Hierapolis Antik Kenti gibi yerleri gezecekseniz bu baya bi yürüme yolu demek oluyor. Mesela Hierapolis’in antik tiyatrosu normal yürüme yolunun biraz yukarısında kalıyor, yokuş gibi bi yer tırmanmanız gerekiyor yani ve hani o yolu tırmanırken neredeyse bayılıcaktım sıcaktan, tırmanırken başımdan aşağı şişe şişe soğuk su dökmesem sanırım o yolu canlı çıkaramazdım. Siz benim yaptığımı değil dediğimi yapın o yüzden, bence hiçbirimiz 2343 derece havada antik kent gezmek istemeyiz.

Özellikle aşağıda bahsedeceğim yerleri gezmek için tercih etmeniz gereken en doğru dönem bana kalırsa Mart-Nisan ayları ve tabi ki hafta içi günleri. Yani turistlerin minimumda olucağı dönemde bu seyahati planlamanız size çok daha rahat bi seyahat imkanı sunacaktır.

Denizli’de Konaklama

Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim, Denizli’ye sadece Pamukkale’yi gezmeye gelecek olsanız bile konaklamanızı kesinlikle Denizli’nin içinde yapmanızı öneriyorum çünkü bilindiği üzere Pamukkale baya turistik bir yer ve fiyatlar da tabi ki ona göre. Yine de eğer termal otelleri değerlendirmek isterseniz Pamukkale’de oldukça bollar. Biz Denizli’ye ilk gittiğimizde tesadüfen o zaman yeni açılan bir otel bulmuştuk, şimdi de aynı otelde kalmayı tercih ettik. Konakk Residence’ta iki kişi iki odalı bir suite kahvaltı dahil 250 TL gibi bir ücret ödedik ve fiyat performans açısından baya memnun kaldık. Otel konum olarak pek merkezde değil ama zaten arabamız olduğu için bize pek fark ettiğini söyleyemem. Otel yöneticileri inanılmaz yardımcıydı her şeye ve en ufak bir sorun yaşamadık, bu yüzden gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Önceden rezervasyon yaptırmamıştık o yüzden hangi internet sitesinden yaptırmanız iyi olur bilemiyorum şu an ama zaten yer bulamama gibi bir ihtimaliniz olduğunu da pek düşünmüyorum. Seyahati planladıktan sonra arayıp yer ayırtmanız yeterli olacaktır sanırım. Kahvaltıları ortalamaydı ve yediğimiz her şey de lezzetliydi. Otelin hemen altında bir market ve bulunduğu cadde üzerinde birkaç kafe ve restoran var, biz akşam yemeğimizi o restoranlardan birinde yedik. Aşağıda detaylı şekilde bahsedicem. Otelin internet sitesi için buraya, konumu için buraya tıklayın. Nedense lokasyonda Pamukkale diye geçiyor ama Denizli merkezine daha yakın.

Denizli’de Gezilecek Yerler

PAMUKKALE – HİERAPOLİS ANTİK KENTİ – ANTİK HAVUZ

Denizli deyince ilk akla gelen yer Pamukkale Travertenleri sanırım, Denizli’ye kadar gidip de orayı görmemek olmaz. Pamukkale Travertenleri, çook çok bin yıl önce gerçekleşen bir depremle Büyük Menderes havzasında termal sulardan oluşuyor. Kültürel ve doğal güzelliğiyle UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde de yer alıyor. Pamukkale’ye(ve aynı yerde oldukları için Hierapolis Antik Kenti’ne) giriş ücreti 35 TL, ama Müze Kartınız varsa ücretsiz. Hierapolis Antik Kenti ve Travertenler oldukça yakın olduğu için benim tavsiyem Pamukkale’nin Güney Kapısı’ndan giriş yapmanız. Güney Kapısı’ndan giriş yaptığınızda önünüze önce Hierapolis Antik Kenti çıkıyor. Hierapolis bazı antik coğrafyacılara göre bir Frigya kentiymiş. Şehrin ismi arkeoloji literatüründe kutsal kent anlamına geliyormuş. Benim en çok ilgimi çeken kocccaman tiyatrosu oldu, gerçekten hala aşırı etkileyici görünüyodu. Antik kenti dolandıktan sonra kendinizi Antik Havuz(Kleopatra Havuzu) girişinde buluyorsunuz. Antik Havuzun çevresinde bir kafe var ister orada dinlenip bir şeyler içebilirsiniz isterseniz kişi başı ekstra 50 TL ödeyip Antik Havuz’un boollll mineralli ve sıcak suyunda yüzebilirsiniz. Bu Antik Havuz dediğimiz yer, diğer adıyla Kleopatra Havuzu, yaklaşık 2500 yıllık ve yaz kış sıcaklığı 36 derece. Bilinene göre 692 yılında bir deprem meydana gelmiş ve sütunların yıkılıp termal suların birikmesi sonucu doğal yollarla oluşmuş. Booll mineralli suyu sayesinde cilde çok iyi geldiği düşünülüyor. Hatta efsaneye göre Kleopatra bile bu havuzun methini duyup gelmiş. Daha sonra antik havuzdan çıkıp biraz yürüdüğünüzde Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı’nı, yani 1984 yılından beri Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak kullanılanılan binayı göreceksiniz. Müzenin içinde Heykeller ve Lahitler Salonu, Küçük Buluntular Salonu ve Tiyatro Buluntuları Salonu yer alıyor. Müzeyi biraz daha geçtiğinizde sonunda artık travertenlerle karşılaşıyorsunuz. Burada yapmamanız gereken önemli bir şey kalabalığı takip etmek. Çünkü insanlar travertenlerin tek bir bölgesinde kümeleşip kalıyorlar ve travertenlerin keyfini süremiyorsunuz. Travertenlerde suya girmek falan istiyorsanız hele, biraz daha yürümeyi akıl edebilmiş birkaç kişiden biri olun ve kalabalıktan uzaklaşın. Hem güneş o yönden battığı için çok güzel bir görüntü oluyor hem de paçaları sıvayıp suya girmiş dayıların ‘’kemal kılıçdaroğlunda da liderlik vasfı yok ya’’ muhabbetlerini dinlemek zorunda kalmazsınız.

LAODİKEİA ANTİK KENTİ

Laodikeia, MÖ. I. yüzyılda Anadolu’da bulunan en önemli ve ünlü kentlerden biri olarak geçiyor. II.Antiokhos tarafından karısı Laodike için kurulmuş olduğu düşünülüyor. Milattan sonra 60 yılında meydana gelen bir depremde de yerle bir olmuş zaten. Bizim Denizli’ye gittiğimiz tarihlerde hava yaklaşık 40 derece falan olduğu için Hierapolis’ten sonra bir antik kent gezmeye daha takatimiz kalmamıştı, bu yüzden Laodikeia’yı ziyaret etmedik ancak turistlerin ilgisi ve fotoğraflar falan göz önüne alındığında bence oldukça görülebilir bi yer. Eğer müzekartınız yoksa giriş ücreti 15 TL, varsa zaten ücretsiz giriyorsunuz. Ziyaret saatleri sezona göre değişiklik gösteriyor, yazları 08.00-19.00 arası iken, kışları 08.00-17.00 saatleri arasında. Şehir merkezinden kalkan minibüslerle veya 16 numaralı belediye otobüslerine binerek Laodikya’ya kısa sürede ulaşabilirsiniz.

TRİPOLİS ANTİK KENTİ

Lise hayatımda coğrafyamın hiçbir zaman iyi olamamış olmasından mı bilmiyorum, Denizli tarafına gidene kadar antik kentlerin bu çılgın bolluğunu fark edememişim asfjkds Tripolis de Denizli çevresinde bulunuyor, şehir merkezine yaklaşık 40 km uzaktaki Buldan ilçesinde. Tripolis’in ilk kuruluşu hakkında kesin bi bilgi yok ama bazı kaynaklarda Tripolis’in asıl adının Apollonia olduğu ve Geç Helenistik Dönemde Tripolis adını aldığı biliniyor. Kentin kuruluşunun Lidya Devleti zamanında olduğuna ilişkin belgeler varmış. Girişi ücretsiz, ulaşım için en kolay yol da internet sitelerinde yazdığı üzere ‘’ Denizli Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin alt katında bulunan ilçe dolmuş garajının 81 nolu peronundan haftanın yedi günü ulaşım sağlanabilmektedir. Yenicekent Koop. Birliği dolmuşları ile yaklaşık 50 dakikalık yolculuk ile Tripolis Antik Kenti’ne ulaşılabilmektedir. Ulaşım bedeli 7.5 TL dir.’’ Saatler için tıklayın.

ÇİVRİL TOKALI KANYONU

Antik kent gezmekten bunalıp, terlemekten ıslak çoraba döndüyseniz Denizli çevresinde yapabileceğiniz biraz daha ıslak bir etlinlik var. Bu kanyonda yürüyüş yapmak! 1993 yılında 10 kişilik bir ekip geçene kadar bu kanyon geçilmez olarak biliniyormuş hatta bir de efsanesi varmış : inanışa göre, kanyonun en dar yerinde altın tokalı bir kapının ardında Romalılar döneminden beri altın saklanıyormuş. Altının miktarı kimine göre 30 – 40 ton varmış ama bir gün tepeden kocamanbir kaya düşüp, alın tokalı kapıyı kapatmış. Kimse kanyona giremediği için definenin varlığı ya da yokluğu konusunda kimse bir şey söyleyemezken, altının miktarı her geçen gün artıyormuş falan filan… sonra insanlar kanyondan geçmeye başladıktan sonra bir numarası kalmamış tabi. Kanyonu geçmek öyle kolay değil, yol 8 saat sürüyor. Bazı yerlerde yürümeniz, tırmanmanız hatta kayalıkların altından yüzmeniz gerekebiliyor. Yani öylesine geleyim bi göreyim diyecek bir yer değil anlayacağınız. Türkiye’nin en zor ve en derin kanyonlarından biriymiş.

Çivril tarafına gitmişken orada bulunan Işıklı Gölü’nü de görebilirsiniz. Mayıs ayında gölün yüzeyi nilüferlerle kaplanıyormuş ve gölün yakınında bulunan Göl Balık Restaurantı’nın da deniz ürünleri çok lezzetliymiş.

AĞLAYAN KAYA (YEŞİLDERE ŞELALESİ)

Denizli’de ziyaret edebileceğiniz yeşilin ennn güzel tonlarından oluşmuş Yeşildere Şelalesi ve etrafındaki tesis, eminim çok hoşunuza gidecek. Burada Alabalık ve kümes hayvanları yetiştiriciliği de yapıldığı için tesisin restoranında oturup bi yemek yemek isteyebilirsiniz. Bahsettiğim tesisin adı Hoca’nın Yeri. Menüdeki fiyatlar oldukça uygun, bu yüzden hem güzel hem de uygun fiyatlı yemek yemek için çok güzel. Denizli merkezine yaklaşık 35 kilometre uzakta bulunan Ağlayan Kaya’ya yol yaklaşık 1 saat sürüyor.

KELOĞLAN MAĞARASI

Zamanında Saadettin Teksoy’un ‘’kellere şifa veren mağara’’ olarak ziyaret edip ekranlarda gösterdiği bu mağarayı bilmemek mümkün mü? Ben gidip de görmedim ama mağaranın ilginç bir girişi varmış, tepedeki yarasaları rahatsız etmeden sakin sakin içeri girmeniz gerekiyormuş. Yürürken bir sürü hayvan iskeletiyle karşılaşabileceğiniz 145 metrelik bir gezi parkuru varmış mağarada aynı zamanda. Mağaranın çıkışında dağ manzarasına karşı dinlenebileceğiniz ufak bir tesis de bulunuyormuş. Mağaraya giriş ücreti 5 TL ama gruplara indirimler oluyormuş. Açılış kapanış saati asla anlam veremediğim bi şekilde tam olarak belli değil ama 09.00-17.00 arasını baz alarak giderseniz sürpriz olmaz diye düşünüyorum. Saadettin Teksoy’un efsane videosu için tıklayın.

Denizli’de Yeme İçme üzerine ayrı bir rehber oluşturmak isterdim ama maalesef sadece yarım günümü falan orada geçirdiğim için en bilinenlerden ve akşam yemeğimizi yediğimiz kebapçıdan bahsedicem biraz. Öncelikle Denizli’nin kebabı ünlü. Bu kebap yoğunlukla Bayramyeri denilen bölgede yapılıyor. Denizli Kebabın özelliği elle yeniyor olması, çatal bıçakla falan servis edilmiyor hatta. Siparişi verirken gramla veriyorsunuz, gramlar kemikli halleriyle verildiği için iki kişiye bir kilo falan söylemek daha iyi olur gibi. Denizli Kebabını yemek için ennn doğru adres ise Kebapçı Enver ve Kebapçı Halil.

Denizli’de yapmadan dönülmemesi gereken bir başka şey de Hacı Şerif’te İrmik Helvası yemek. Yine zamanımın kısıtlı olmasından gidip deneyemedim ama AŞIRI övülüyor herkes tarafından, Denizli’de yaşayan arkadaşımın bile ilk sorduğu soru ‘’Hacı Şerif’te irmik helvası yediniz mi?’’ oldu. Biz yiyemedik ama siz gidin yiyin abi, bu kadar övülen irmik helvası nasılmış açıkçası çok merak ediyorum.

Bir de… Hacı Şerif’e yakın bir noktada bornozlu bir horoz heykeli varmış. Evet yanlış okumadınız. Bornozlu horoz heykeli. Fotoğrafını gördüm ve bana biraz……. Ürkütücü geldi. Asjfhsdj çünkü neden bornozlu bi horoz heykeli olsun ki yani?

Biz Denizli’deyken akşam yemeğimizi kaldığımız otele aşırı yakın olan Miske’de yedik. Miske bir Antep Restoranı. Öncelikle fiyatlar oldukça normal. Yani hele İstanbul’dan geldiyseniz ve güzel bir restoranda fiyatlar ne denli çıldırmış az çok biliyorsanız buradaki fiyatlar size aşırı ucuz bile gelecektir. Biz Abugannuş Kebap ve Patlıcanlı Kebap tercih ettik. İstanbul’da ortalama bir yerde yiyebileceğiniz herhangi bir kebaptan çok daha güzeldi demek yanlış olmaz. Yalnız çiğ köftelerine pek bayılmadık. Diyarbakırlı bir babaya sahip olmaktan çiğ köfte standardım biraz yüksek olduğu için de beğenmemiş olabilirim ama sıcak suda yoğrulduğu çok belliydi. Genel olarak yemeği beğendik ve zaten çok da yorgun olduğumuz için otelden uzaklaşmak istememiştik, o yüzden süper bi seçenek oldu. Aslında Denizli Kebabı yiyebileceğimiz bir yere gitmek istemiştik ama bizi çok uyardılar gerçek Denizli Kebabını yiyebileceğiniz yerlerde öğlen vakti kebap tükenir diye, o yüzden biz de seçimimizi normal bir kebapçıdan yana kullandık.

Evvvet, Denizli Gezi Rehberi bu kadardı, çok aşırı uzatmadan hoşuma giden her şeyden biraz biraz bahsetmeye çalıştım. Yorumunuz öneriniz falan varsa yazının altına VEYA instagram hesabım olan idilcizrelioglu’ndan bana ulaşabilirsiniz. öpüldünüüüzz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s